Surelerin Faziletleri... * FATİHA süresi, Kur'an'ın üçte birine bedel ve Kur'an'ın anasıdır. FATİHA her derde deva, zehire şifadır.
* BAKARA süresi, Kur'an'ın evi veya perdesidir. Onu öğretiniz. Çünkü onu öğrenmek bereket, terk etmekse hasrettir. Bu süreye sihirbazlar güç yetiremezler. Kur'an okumayı terkedip de evlerinizi kabirlere benzetmeyiniz. Sure-i Bakara'nın okunduğu evden şeytan mutlaka kaçar.
* Kur'an-ı Kerim'de en azim ayet AYETÜL KÜRSİ'dir. Bakara süresinde bir ayet vardır ki, Kur'anın ayetlerinin seyyididir. O ayet bir evde okundu mu şeytan oradan mutlaka çıkar (kaçar) Bu, Ayetül Kürsi'dir. Ayetül Kürsı'yi okuyan kimseye, Kürsi büyüklüğünde ecir verilir. Melekler ona istiğfar ederler Yatarken Ayetül Kürsi okuyan kişiyi, onun komşusunu ve etrafında bulunan bütün komşularını Allahü Teala emniyet altına alır.
* Süre-i Bakara'nın sonundaki iki ayeti AMENERRASULÜ'yü... geceleyin kim okursa, o, ona yeter. (Beyzavi 2/274) Hz. Ömer R.A. "Akşam Amenerrasülü..' yü okumadan yatan kişiyi biz akıllı saymazdık.
* ALİ İMRAN süresini Cuma günü okuyana Allahü Teala rahmet, melekler de güneş batıncaya kadar Salatü Selam ederler.
* NİSA Süresini okuyan kişi sanki bütün mü'min kadın ve erkeklere sadaka dağıtmış ve bir köle azad etmiş gibi ecir alır ve Allahü Teala'nın günahlarından vaz geçtiği kullarından olur.
* MAİDE Süresini okuyan kişiye Cenab-ı Hak dünyada yaşayan yahüdi ve hristiyanların adedince hasene yazar.
* EN 'AM Suresini okuyan kişi için yetmiş bin melek bu sürenin harflerinin adedince istiğfar ederler.
* A'RAF süresini okuyan kimse için Cenab-ı Hak kıyamet gününde şeytanlara karşı bir perde halk eder. (Onu şeytanlardan korur) ve Adem A.S.'ı ona şefaatçı kılar.
* ENFAL ve BERAE sürelerini okuyan kişiye ben kıyamette şefatçı olacağım.
* YUNUS ve HUD sürelerini kim okursa (kendisine sayısız dereceler ihsan olunur. )
* YUSUF süresini herhangi bir mü 'min okur ve aile efradına öğretirse, Cenab-ı Hak onlara ölüm hastalığını kolay kılar ve müslümanlara haset etmek duygusundan onları kurtarır.
* RAAD süresini okuyan kişiye Allahü Teala bütün şimşekler adedince ecir ihsan eder ve onu ahdini ifa etmiş kişi olarak diriltir.
* NAHL Süresi'ni okuyan kişi, o gün ölürse. Allahü Teala onu dünyada ihsan ettiği nimetlerden dolayı hesaba çekmez.
* KEHF süresinin evvelinden on ayet ezberleyen Deccal'in fitnesinden emin olur.
* ENBİYASüresini okuyan kişinin hesabını Cenab-ı Hak kolay kılar ve peygamberler onunla müsafaha ederler.
* HAC Süresini okuyan, hac ve umre yapanların sevabları gibi sevab alır. (Beyzavi 4/62)
* BAKARA. ALİ İMRAN . TAHA Süreleri kendileriyle yalvarılıp dua edildiğinde, Cenab-ı Hakk'ın kabul buyuracağı "ism-i Azam"dırlar.(Darimi)
* TAHA ve YASİN Sürelerini Allahü Teala Hz.Adem A.S.' ı yaratmadan bin yıl evvel okumuştur. Melekler işitince BUNLARIN İNDİRİLECEĞİ ÜMMETE, BUNLARI OKUYACAK DİLLERE, BUNLARI EZBERLEYECEK GÖNÜLLERE NE MUTLU demişlerdir. (Darimi)
* MÜ'MİNÜN Süresinin evvel i ve ahiri Cennet hazinelerindendir. Evvelindeki üç ayetle amel eden, ahirindeki dört ayetin nasihatını dinleyen kişi kurtulur, felah bulur (Beyzavi 4/73)
* FÜRKAN süresini okuyan, mü'min olarak Allahü Teala'ya kavuşur.
* NEML Süresini okuyan haşrolunduğunda kabrinden (La ilahe illallah) diyerek kalkar.
* AHZAB Suresini okuyup, ehline öğreten, kabir azabından emin olur.
* MÜLK ve SECDE Surelerini yatsıdan sonra okuyan, Kadir gecesini ihya etmiş gibi olur. (Fethü'l Kadir)
* SECDE ve MÜLK Surelerini okuyunuz. Zira bu iki surenin her ayeti diğer surelerin yetmişayetine bedeldir, (Tirmizi)
* YASİN Suresini ölülerinize okuyunuz.Her gece okuyan, şehid olarak ölür.YASİN'i okuyunuz. Onda on bereket vardır: 1- Aç, okursa doyar, 2- Çıplak, okursa giyinir, 3- Bekar, okursa evlenir, 4- Korkusu olan, okursa emin olur, : 5- Mahzun, okursa ferahlar, 6- Misafir okursa seferde yardım görür, 7- Kayıp (için okunursa) bulunur, 8- Hasta okursa (veya hastaya okunursa) şifa bulur, 9- Ölü üzerine okunursa azabı hafifler, 10- Susayan okursa suya kavuşur. (Tirmizi)
* Her şeyin bir kalbi vardır. Kur'an'ın kalbi de YASİN'dir. Kim Yasin'i okursa, Cenabı Hak ona on defa Kur'an okumus kadar sevap ihsan eder.
VAKIA süresini gece okuyan, hiC fakirlik görmez.
* ZÜHRUF süresini okuyan kimse için kıyamet günü "Ey kulum bu gün sana korku ve üzüntü yok" denilir.
* DUHAN süresini okuyup yatan kişi mağfiret olunmuş olarak kalkar. (Beyzavi 5/6
* DUHAN süresini gecenin evvelinde okuyan kişi için yetmişbin melek sabaha kadar istiğfarda bulunur. DUHAN süresini Cuma günü veya gecesi okuyan kimse için, Allahü Teala Cennette bir köşk ihsan eder.
* FETİH SURESİ..Bu gece bana bir süre nazil oldu ki, o, bana üzerine güneş doğan her şeyden sevgilidir. Bu, İNNA FETEHNA LEKE... süresidir.
* HAŞR süresini okuyan kişinin geçmiş ve gelecek günahları(ndan bazıları) aftolunur.
Bir kimse sabahleyin ÜÇ KERE "EÜZÜ BİLLAHİSSEMİİL ALIMİ MİNEŞŞEYTANİRRACIM" der de HAŞR süresinin sonundan üç ayet okursa, Allahü Teala ona yetmişbin melek vekil eder ki, onlar akşama kadar kendisine dua ederler. Eğer o gün ölürse şehid olarak ölür. Akşamleyin okursa yine bu menzilede olur. (Ramüz 434/12)
* MÜLK süresini okuyan kimse Kadir gecesi ihya etmiş .9ibidir. (Beyzavi 5/142)
* TEBAREKE (Süre-i Mülk), kabir azabına manidir.
* KIYAMET suresi Bir kimse her gece Sure-i KIYAME (ki La uksimü biyevmil Kıyame...) okursa, kıyamet günü yüzü ayın ondördü gibi parlayarak Allah'a kavuşur.
* İZAZÜLZİLE suresini dört defa okuyan kişi, sanki Kur'an'ın tamamını okumuş gibidir.
* TEKASÜR suresini okuyan, ani ölüme uğramaz.Sizden biriniz her gün bin ayet okuyamazsa ELHAKÜMÜTTEKASÜR'ü okuyamaz mı?. Size bir sure okuyacağım ki, (o sırada) kim ağlarsa Cennetliktir. Ağlayamazsa hüzünlü bulunsun. Bu, Elhakümüttekasür suresidir.
* KAFİRÜN suresini okuyan kişi,sanki Kur'an'ın dörtte birini okumuş gibidir. Ey Cübeyr! Sefere çıktığında arkadaşlarıniçinde en iyi hal ve en fazla azık sahibi olmaktan hoşlanırsan şu beş sureyi oku: Kul ya eyyühel kafirun-iza cae nasrullah-Kul hüvallahü Ehad- Kul euzü birabbil Felak- Kul euzü birabbinnas.. Her sureye besmele ile başla ve besmeleyle bitir.
* İHLAS suresini okuyan kişiye Cennet vacib olmuştur.
İHLAS ve MUAVVEZETEYN surelerini (Felak ve Nas) akşam sabah üçer kere okumak sana her şey için kafidir.
* Yatağına geldiğinde "Kul ya eyyühelkafirun" suresini oku, sonra uyu. Bu, şirkten beri olmaktır.
Roma Katolik Kilisesi'nin ruhani lideri Papa 16. Benedictus'un özel sekreteri Rahip Georg Gaenswein, önceki gün Avrupa'nın İslamlaşma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu ileri sürdü. Almanya'da yayımlanan Süddeutsche Zeitung gazetesine konuşan Gaenswein, Avrupa'nın bu tehdide karşı kimliğini korumak için Hıristiyan köklerine dönmesi gerektiğini söyleyerek, "Hatalı bir hoşgörü anlayışı nedeniyle Avrupa kimliği tehlikeye atılamaz" dedi. Gaenswein ayrıca dini liderin, İslamın şiddet içeren bir din olduğunu iddia ettiği geçen yılki "Regensburg konuşmasını" savunarak, "Papa bu konuşmasıyla Avrupa'da yaygın olan bir saflığa karşı bizi uyarmıştır" ifadesini kullandı. Müslümanlar arasında büyük öfke uyandıran ve tüm dünyada büyük protesto gösterilerine neden olan konuşmasında Papa, 14'üncü yüzyılda yaşamış Bizans İmparatoru II. Manuel'in Hz.Muhammed ile ilgili sözlerinden alıntı yaparak, "Muhammed vaaz ettiği inancı kılıçla yayma emrinden başka hangi yeniliği getirmiştir, gösterin bana" demişti.
Aziz ve sıddık kardeşlerim ve fedakâr ve sadık arkadaşlarım!
Evvelâ: Sizin, bu mübarek şuhur-u selâse ve içindeki kıymetdar leyali-i mübarekeleri tebrik ediyoruz. Cenab-ı Hak, herbir geceyi sizin hakkınızda birer Leyle-i Regaib ve Leyle-i Kadir kıymetinde size sevab versin, âmîn. ( Kastamonu Lahikası, 84 )
Regaib Nedir?
Regâib, arapça bir kelimedir ve "reğa-be" kökünden gelmektedir. "Reğa-be", kelime olarak, herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarf etmek demektir. "Reğîb" kelimesi ise, "reğabe"'den türemiş olan bir isimdir ve kendisine rağbet edilen, arzulanan, taleb edilen şey demektir. Müennesi, "reğîbe"dir. "Reğîbe"nin çoğulu da "reğâib" dir. Kelime olarak "Regâib"in aslı budur.
Receb’in ilk cuma gecesine Regaib gecesi denir. Bu geceye Regaib gecesi ismini melekler vermişlerdir. Her Cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, müminlere, ragibetler [ihsanlar, ikramlar] yapar. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Bu gece yapılan dua kabul olur, namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevaplar verilir. Regaib gecesini ibadetle geçirmeli, kazası olan, hiç değilse bir günlük kaza namazı kılmalı! Kazası olmayan da nafile namaz kılar, Kur’an-ı kerim okur, tesbih çeker, tövbe istiğfar eder. Perşembe günü oruç tutup, gecesini de ihya etmek çok sevaptır. Receb ayında oruç tutmak faziletlidir.
Peygamberimiz (a.s.m)’ ın Ramazan ayından sonra en çok oruç tuttuğu ay Receb ayıdır. Bu Receb ayında oruç tutmanın muazzam, muhteşem sevabları var.
Bir de bu ayda sevablar kulların defterlerinin sevab hanelerine, bol bol dökülmesi dolayısıyla da recebül esabb denmiştir. Yâni, sevabların bol bol, şarı şarıl, gürül gürül döküldüğü ay demek... Sabbe, Arapçada dökmek demek... Nehrin de böyle dağlardan çağlayarak şaldur şuldur akıp da döküldüğü yere münsab derler; o da aynı kökten... Receb-ül esabb; Allah'ın rahmetinin cûşa gelip, ikram ü ihsanâtının şarıl şarıl, güldür güldür kullara geldiği ay demektir.
Arifler ve din alimleri kitaplarında yazmışlar ki, bu ay ekim, ekme, ziraat ayıdır. Sevaplı işler, oruç tutmak, tevbe etmek vs. güzel şeyler yapılır. Bir mahsulün ekilmesi gibi ziraat, ekim ayıdır. Şa'ban bakım ayıdır. Ramazan biçim ayıdır, yâni mahsulün alındığı aydır demişler. Demek ki Receb ayı, bizi Ramazan ayına hazırlayan bir mevsimin ilk adımı olmuş oluyor.
Onun için, "Receb ayı tevbe ayıdır." demişler. Yâni kul ne yapacak?.. "Yâ Rabbi! Ben anlayamamışım, hatâ etmişim, bilememişim, suçluyum, kusurluyum; beni affet..." diyerek hatâsını itiraf edip, hatâsından dönerek, Cenâb-ı Hakk'ın yoluna girecek.
Şa'ban ayı ibadetlere devam etme ayıdır. Ramazan da mükâfatlarını alma ayıdır. Böyle çeşitli kelimelerle bu ayların birbirleriyle irtibatlı olduğu beyan edilmiştir.
Regaib ile ilgili ayet-i Kerimeler:
Regâib kelimesi Kur'an'da geçmemektedir. Ancak "reğabe"den türemiş olan çeşitli kelimeler, Kur'ân'da sekiz yerde geçmekte ve "reğabe"nin ifâde ettiği mana için kullanılmaktadır .
Ayrıca, "Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına göre ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin." (Tevbe Suresi, 36) Hz. Peygamber’in ( a.s.m ) ( aşağıda hadisler bölümünde bulunan) bir hadisinde, ayet-i kerimede işaret buyurulan haram ayların, Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep ayları olduğu vurgulanmaktadır: "
Receb Ayı ve Regaib Gecesi ile İlgili Hadis-i Şerifler:
‘ Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder. [Gunye] ‘ Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Receb’in hepsini tutmuş gibi sevap verilir. [Miftah-ül-cenne] ‘ Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Yala] ‘ Şu beş gecede yapılan duâ geri çevrilmez. Regaib gecesi, Şabanın 15. gecesi, Cuma, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi.) [İbn-i Asâkir] ‘Receb-i Şerîf’in birinci gününde oruç tutmak üç senelik, ikinci günü oruçlu olmak iki senelik ve yine üçüncü günü oruçlu bulunmak bir senelik küçük günahlara kefaret olur. Bunlardan sonra her günü bir aylık küçük günahların af ve mağfiretine vesile olur.’ buyuruyorlar. (Camiu-s sağir) ‘ İbn-i Abbas -radiyallahu anh- Hazretleri: ‘Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Recep ayında bazen o kadar çok oruç tutardı ki, biz O’nu hiç iftar etmeyecek zannederdik. Bazen de o kadar çok iftar ederdi ki, biz O’nu hiç oruç tutmayacak zannederdik.’ buyurmuştur. (Müslim) ‘ Muhakkak zaman, Allah’ın yarattığı günkü şekliyle akıp gitmektedir. Yıl on iki aydır. Bunlardan dördü haram aylardır. Ve üçü ard arda gelmektedir. Zilkade, Zilhicce, Muharrem bir de Cemaziye’l-âhirle Şaban ayları arasında gelen Mudar kabilesinin ayı Recep ayıdır." (Buhârî, Tefsir, Sure, 8,9) ‘ "Recep ayı Allah’ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır." (Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ, 1/423) ‘ Yine mübarek üç aylardan ilki olan Receb ayının önemi ve değeri hakkında Enes b. Malik ( r.a. )'dan şöyle rivayet edilir: Receb ayı girdiğinde Hz. Peygamber şöyle derdi: "Allahım! Recep ve Şaban'ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan'a ulaştır." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/259) ‘ Receb’in ilk cuma gecesini ihya edene, Allahü teâlâ, kabir azabı yapmaz. Duâlarını kabul eder. Yalnız, 7 kimsenin duasını kabul etmez: Faizci, Müslümanları aşağı gören, ana babasına eziyet eden, Müslüman olan ve dinin emirlerine uyan kocasını dinlemeyen kadın, çalgıcı, livata ve zina eden, beş vakit namazı kılmayan. [Bu günahlardan vazgeçmedikçe, duaları kabul olmaz.] [Saadet-i Ebediyye] ‘ Receb büyük bir aydır. Allah bu ayda hasenatı kat kat eder. Receb ayında bir gün oruç tutana, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin 8 kapısı açılır. On gün oruç tutana, Allah istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi, ‘Geçmiş günahların affoldu’ der. Receb ayında Allahü teâlâ Nuh aleyhisselamı gemiye bindirdi ve o da, Receb ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere de oruç tutmalarını emretti. [Taberânî] ‘ Kim Receb ayında, takva üzere bir gün oruç tutarsa, oruç tutulan günler dile gelip ‘Ya Rabbi onu mağfiret et’ derler. [Ebû Muhammed] ‘ Hz. Aişe ( r.a ) validemiz, ‘Resûlullah, pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmaya çok önem verirdi.’ buyuruyor. Çünkü Hadis-i Şerifte, ‘Ameller Allahü teâlâya pazartesi ve perşembe günleri arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini istiyorum.’ buyururdu. (Tirmizî) ‘ Receb ayında yapılan dua kabul edilir, günahlar affedilir. Bu ayda günah işleyenin cezası da kat kat olur. Hz. Hüseyin ( r.a) anlatır: ‘Kâbe’yi tavaf ederken, yanık sesle Allahü teâlâya dua eden bir kimsenin sesini işittik. Babam bunu çağırmamı emretti. Güzel yüzlü, temiz bir kimseydi. Ancak sağ tarafı felç olmuş, kurumuş, hareketsiz idi. Ona, ‘Sen kimsin, durumun ne böyle?’ dedim. O kimse dedi ki: ‘Adım Menazil... Ben çalgı çalmak, şarkı söylemekle şöhret salmış, Arabistan’ın ünlülerinden bir gençtim. Hep nefsin arzuları peşinde koştum. Receb ve Şaban aylarında bile, bu günahlara devam ederdim. Salih babam, beni bu günahlardan kurtarmaya çalıştı. Bana, ‘Allahü Teâlânın azabı şiddetlidir, bir anda kahredebilir. Kötü arkadaşlardan vazgeç, bu kötü işleri bırak! Melekler ve bu aylar senden şikâyet ediyorlar’ dedi. Nasihate hiç tahammülüm yoktu. Babamın üzerine yürüyüp, döverek susturdum. Üzüntülü ve kırık kalble, ‘Bu aylarda oruç tutup, geceleri ibadet ediyorum. Beytullah’a gidip şerrinden korunmak için, Allahü teâlâdan yardım dileyeceğim’ dedi. Bir hafta oruç tutup, Kâbe’ye giderek, ‘Ey Rabbim, mazlumların âhını yerde bırakmazsın. Bu ayda, bu mübarek yerlerde yapılan duaları red etmezsin. Hakkımı oğlumdan al, onu felç et!’ diye dua etti. Henüz duası bitmeden sağ tarafım felç oldu. Beni gören, ‘Baba bedduasına uğramış kişi’ derdi.’ Hz. Hüseyin, ‘Baban bu hâline ne dedi?’ buyurdu. O genç, ‘Babamdan özür diledim. Onun da babalık şefkati galip gelerek beni bağışladı. Beddua ettiği yerde, bu sefer şifa bulmam için hayır dua etmek üzere deve ile gelirken, devenin ürkmesi ile babam düşüp öldü. Şimdi çaresizim.’ diyor. Hz. Ali bu felçli gence dua ediyor, Receb’de yaptığı bu dua bereketiyle de Hak teâlâ ona şifa ihsan ediyor.
Regaib Gecesi ile İlgili Risale-i Nur’da Geçen İfadeler:
Üstadımız! Nur talebelerinin okudukları bir eşi, bir benzeri daha dünyada olmayan "Cevşen-ül Kebir" isimli Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimiz Hazretlerinin duasını ve çok sevablı, çok nurlu, çok faziletli salavat-ı şerifelerinizi elde ettik, okumağa başladık. Sizin devam ettiğiniz bu pek kıymetdar, çok mübarek evradlar; bizim zikrimiz, bizim virdimiz oldu elhamdülillah! Fakat en ziyade Risaleleri okumağa gayret ediyoruz, ehemmiyet veriyoruz. Çünki Nur Risalelerini ne kadar sık sık okursak, bu dualardan daha ziyade feyz alıyoruz. Duaları, evradları mübarek gecelerde, hususan Leyle-i Regaib ve Leyle-i Mi'rac ve Leyle-i Berat, Leyle-i Kadir ve Cuma geceleri gibi vakitlerde okuyoruz. (Hanımlar Rehberi: 158)
‘Evvelâ: Tekraren hem sizin Receb-i şerifinizi ve Leyle-i Regaib’inizi tebrik, hem Safranbolu’lu kardeşlerimizin tebriklerine mukabeleten şuhur-u selâselerini ve dört leyali-i mübarekelerini ve Nurlarla gayet ciddî alâkalarını tebrik ederiz." (Emirdağ L. - 1: 166)
Evvelâ: Seksen küsur sene bir ömr-ü manevîyi sizlere kazandıracak olan şuhur-u selâse-i mübarekeyi ve bilhassa bu geceki Leyle-i Regaib'i tebrik ediyoruz. (Kastamonu L.: 147)
‘Evvelen: Seksen sene bir manevî ömr-ü bâki kazandıran şuhur-u selâsenizi ve mübarek kudsî gecelerinizi ve leyle-i regaibinizi ve leyle-i mi’racınızı ve leyle-i beratınızı ve leyle-i kadrinizi ruh u canımızla tebrik ve herbir Nurcunun manevî kazançları ve duaları umum kardeşleri hakkında makbuliyetini rahmet-i İlahiyeden rica ve hizmet-i Nuriyede muvaffakıyetinizi tebrik ederiz." (Emirdağ L.-2: 121)
Birinci Sualiniz: Mü'minin mü'mine en iyi duası nasıl olmalıdır? Elcevab: Esbab-ı kabul dairesinde olmalı. Çünki bazı şerait dâhilinde dua makbul olur. Şerait-i kabulün içtimaı nisbetinde makbuliyeti ziyadeleşir. Ezcümle: Dua edileceği vakit, istiğfar ile manevî temizlenmeli, sonra makbul bir dua olan salavat-ı şerifeyi şefaatçı gibi zikretmeli ve âhirde yine salavat getirmeli. Çünki iki makbul duanın ortasında bir dua makbul olur. Hem bi-zahr-il gayb yani "gıyaben ona dua etmek"; hem hadîste ve Kur'anda gelen me'sur dualarla dua etmek. Meselâ:
Allahumme inni es’elukel afve vel-afiyete livelehu fid-dini ved-dünya vel-ahiret Rebbenatina fid-dünya haseneten ve fil-ahireti haseneten ve gıne azabennar.
gibi câmi' dualarla dua etmek; hem hulûs ve huşu' ve huzur-u kalb ile dua etmek; hem namazın sonunda, bilhassa sabah namazından sonra; hem mevâki'-i mübarekede, hususan mescidlerde; hem Cum'ada, hususan saat-ı icabede; hem şuhur-u selâsede, hususan leyali-i meşhurede; hem ramazanda, hususan leyle-i kadirde dua etmek kabule karin olması rahmet-i İlahiyeden kaviyyen me'muldür. O makbul duanın ya aynen dünyada eseri görünür veyahut dua olunanın âhiretine ve hayat-ı ebediyesi cihetinde makbul olur. Demek aynı maksad yerine gelmezse, dua kabul olmadı denilmez; belki daha iyi bir surette kabul edilmiş denilir. (Mektubat)
Mübarek Kandil Gecelerini Nasıl Değerlendirmeliyiz?
1. Kur'an-ı Kerim okuyarak, 2. Peygamberimiz ( a.s.m)’ın mübarek duası olan Cevşen-ül Kebiri okuyarak, 3. Aile bireyleriyle birlikte günün mana ve ehemmiyeti hakkında sohbet ederek, 4. Allah rızası için namaz kılarak, 5. Hayatımızın geçmiş günleri ve yılları hakkında muhasebe yaparak, 6. Günahlarımızın bağışlanması için Allah'tan af dileyerek, 7. Sevgili Peygamberimize bol bol salât ve selâm okuyarak, 8. Dünya ve ahirete ait dileklerimiz için dua ederek, 9. Hastaları, yaşlıları ziyaret ederek; yoksulları, öksüz ve yetimleri sevindirerek, 10. Eş, dost ve yakınlarımızla tebrikleşerek, 11. Dargın ve küskünleri barıştırarak, değerlendirebiliriz
Regaib Gecesi Namazı Nasıl Kılınır?
Regâib Gecesi Namazı: Bu geceyi ibâdetle geçirmenin sevabı pek çoktur. Bu gecede kılınacak namaz 12 rek’attir. Bu namazın kılınışı şöyledir:
Her rek’atta fatihadan sonra üç kadir suresi ile 12 adette ihlas suresi okunur. Her iki rek’atta bir selam verilerek 12 rek’at tamamlanır. On ikinci rek’at kılınıp selam verildikten sonra yerinden kalkmadan yetmiş kere ‘ Allahumme salli ala Muhammedinin nebiyyil ummiyyi ve ala alihi’ denilir. Sonra secdeye varılır. Secdede yetmiş kere ‘ subbuhun kuddusun Rabb-ul melaiketi verruhi’ denir.
Sonra secdeden kalkılarak ettahiyyatta oturulur. Ve yetmiş kere ‘Rabbiğfir ve erham ve tecavez ta’lemü’ dedikten sonra tekrar secde edilir. Secdede yetmiş kere ‘ subbuhun kuddusun Rabb-ul melaiketi verruhi’ dedikten sonra, isteklerimizi alemlerin Rabbine arz edilir. ( İhya ulumuddin, Bedir yayınları, 1974, c:1, s:555)
Regâib namazını cemaatle kılmak bid'attir. Zaten terâvihten başka hiçbir nâfile namaz cemaatle kılınmaz.
YENİŞAFAK İNTERNET Star gazetesinde bugün yayınlanan habere göre; MHP adayı baş örtülüleri 'sıkmabaş', 'kadere iman'ı ahlaklı olmaya engel, Kuran'ın bazı ayetlerini de laikliğe aykırı olarak niteledi.
MHP yönetiminin parti vitrinine yerleştirdiği isimlerin başında gelen emekli Büyükelçi Gündüz Aktan'ın dini konularda ileri sürdüğü birbirinden uçuk fikirler parti yönetiminin başını ağrıtacak gibi görünüyor. Dini konulardaki açıklamalarına referans olarak gösterdiği kaynaklar da MHP milletvekili adayı Gündüz Aktan'ı yalanlıyor. Aktan'ın bilgisi olmayan konuda yaptığı açıklamalar parti tabanında da büyük rahatsızlık yarattı.
BAŞ ÖRTÜ DEĞİL 'SIKMABAŞ'
MHP'nİn ağır toplarından Aktan ilk olarak baş örtülü kadınları, 'sıkmabaş' olarak niteledi. MHP adayı olmadan önce yaptığı bu niteleme nedeniyle milliyetçi-muhafazakar kesimin tepkisini çeken Aktan, şimdilerde de dini konularda ortaya attığı uçuk fikirlerle partisinin başını ağrıtıyor. Aktan'ın kadere iman ve Kuran'ın laikleştirilmesiyle ilgili önerileri partisinin başını uzun süre ağrıtacağa benziyor.
'KADERE İMAN'I İNKAR ETTİ
MHP'DEN aday olmadan önce köşe yazdığı Radikal gazetesine önceki gün bir röportaj veren Gündüz Aktan, imanın 6 şartından biri olan 'Kadere İman'a karşı çıkarak kader inancının sorumlu ve ahlaklı birey olmaya engel olduğunu iddia etti. Yani Aktan'a göre kadere iman etmek ahlaklı birey olmaya bir engeldi. Aktan bu iddiasını büyük İslam düşünürü İmam Maturidi'ye dayandırdı.
MATURİDİLİĞİ DE ÇARPITTI
TÜRKİYE'DE dindarların Selefiliğe yakın olduğunu ve siyasal şartlar yüzünden Hanefi-Maturidi çizgiyi benimsemediklerini ileri süren Aktan'ın sözleri, ilahiyatçılar tarafından 'bilgisizlik eseri' olarak yorumlandı. Aktan'ın Maturidilik üzerine yaptığı yorumlara cevap veren Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır 'Aktan saygın ve değerli bir insan. Doğrusu şaşırdım. Üzülmesini istemem ama doğruların söylenmesi lazım. Kur-an'da Allah insanları yarattı. Sonra kaderi belirledi. Ama Maturidi mezhebinde önce kader belirlenir sonra insan yaratılır. Bir insanın yapacağı şey önceden belirlenmiştir.'
'BAZILARI DEĞİŞTİRİLMELİ'
MHP adayı Aktan'ın asıl şaşkınlık uyandıran ve tepki çeken sözleri ise Kuran'da bazı ayetlerin değiştirilmesini istemesi oldu. Radikal gazetesinde 27 Mayıs 2007 tarihinde yayımlanan köşe yazısında Aktan şunları yazmıştı: Laiklik yorumunu değiştirme talepleri, Kuran'ın muamelat (medeni hukuk) ve ukubat (ceza hukuku) ayetlerini yani şeriatı uygulamak istendiği kuşkusunu yaratıyor. Bu ise laiklikle bağdaşmaz. 1000 yıl öncesinin büyük müçtehitleri, bu ayet hükümlerinin dini değil, tarihi-sosyolojik nitelikte oldukları ve değişebilecekleri yolunda fetva vermişlerdi. Cumhuriyet bunu yaptı. Buna karşılık dinin özü olan Kuran'ın ibadet ve ahlaka ilişkin hükümleri hiçbir değişikliğe uğramadan devam ediyor.
'MÜSLÜMANLIĞI KALMAZ'
ANKARA Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu Aktan'ın 'Kur'an'ın bazı ayetlerinin artık hükmü geçerli değildir' şeklindeki sözlerine 'Siz Kitabın bir kısmına inanır bir kısmını inkár mı edersiniz' ayetini hatırlatarak cevap verdi. Kırbaşoğlu 'Bunlar zamanında Süleyman Demirel'in ahkám ayetlerine ilişkin söylediği sözler. Bu sözlerin İmam Maturidi ile bir ilgisi yok, tamamen politika' dedi. Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır da 'İmam Maturidi geçerliliğini kaybetmiş ayet diye bir kavramı aklının ucundan dahi geçirmez. Bunu söyleyen kişinin Müslümanlıkla ilgisi kalmaz' diye konuştu.
Aday gösterilmesi yanlış
TBMM eski İdare Amiri ve MHP Milletvekili Ahmet Çakar da Gündüz Aktan'ı sert bir dille eleştirdi. Çakar şöyle konuştu: Gündüz Aktan bir diplomattır. Dini konularda beyan vermesi, bir uzman gibi konuşması hatadır. MHP'nin bu konulardaki ana görüşü bellidir. Alpaslan Türkeş'in İslamiyetle ilgili net açıklamaları vardır. MHP, din ve iman üzerine politik proje geliştiren bir partidir. MHP içinden yetişmiş bir insan olarak bu beyanları kınıyorum. Milliyetçi camianın sevilen yazarlarından Aslan Bulut da Gündüz Aktan gibi isimlerin MHP'den aday gösterilmesinin yanlış olduğunu söyledi. Bulut '2003 yılında Harp Akademileri'ndeki toplantıda bir Amerikalı dünya için tek alternatifin Amerikan İmparatorluğu olduğunu söylemişti. Bu tür adamları MHP'nin aday göstermemesi gerekir. Onun gibi birkaç ayrık otu maalesef var. Bütün ifadelerinden İslamiyet'e uzak olduğu anlaşılıyor. Bir ilahiyatçı bu konuşmaları ancak 'yazıklar olsun' diye okumuştur' dedi.
Başbuğ olsa atardı
MHP eski Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Gül, Gündüz Aktan'ın dini konulardaki yorumlarını sert bir dille eleştirdi. Mehmet Gül 'İslam, çağdaş hayatın önünde engeldir diyorsa o İslam'a inanmıyordur. İnanmıyorsan MHP'de işin ne' diye konuştu. Gül şunları söyledi:
İNANMIYORSAN GİT
Gündüz Aktan haddini aşmasın. Bir ayetin değişik bir şekilde ifadesi bile İslam'dan çıkmaya karşılık gelir. Sen kimsin de Allah'ın ayetlerini değiştiriyorsun. İslam, çağdaş hayatın önünde engeldir diyorsa o İslam'a inanmıyordur. İnanmıyorsan MHP'de işin ne? MHP ve MHP'liler Müslüman Türk çizgisinin savunucusudur.
SEÇİM ÖNCESİ DİYE
Nusret Demiral, 'Ezan Türkçe okunsun' dedi. MHP'de barınamadı. Rahmetli Başbuğ hemen onu adaylıktan aldı. Aktan hem MHP ruhuyla hem de MHP yönetimiyle ters düşmüştür. Seçim öncesi belki bir şey söylenmiyordur.
İnternette evlilik tartışmasına Hintli ilahiyatçılar 'caizdir' fetvası verdiler ama kamera kullanma şartı koştular. Fetvacılara göre böylesi bir nikahın İslami şartları şöyle: Hindistan'da Müslümanlar üzerinde etkili olan bir İslam ilahiyat Okulu, internet üzerinden resmi nikah kıymak isteyenlerin "web kamerası" kullanması gerektiğini, internet evliliklerinin ancak bu şekilde dinen uygun olacağını açıkladı.
EVLİLİK TARTIŞMASI
Deoband Darül Ulum Okulu, internette tanışan iki Müslüman çiftin başvurusu üzerine, evlenebilmeleri için web kamera kullanmaları ve birbirlerini görmeleri şartını koşan bir fetva yayınladı. İlahiyatcılar, 2005’te incelediği iki vakanın birisinde çiftin web kamerasından birbirlerini görerek resmi nikah kıymalarını uygun buldu. İmam Rahmani, nikah törenlerinde gelin damatın ve şahitlerinin hazır bulunması gerektiği vurguladı.
Avrupa Birliği yükselen terör eylemleri ile mücadele etmek için camii ve imamlara AB standardı getiriyor. İngiltere'deki bombalamaların ardından terörle mücadelede yeni düzenlemelere gideceklerini açıklayan AB Komisyonu Adalet ve Güvelik İşlerinden Sorumlu Üyesi Franco Frattini, bu amaçla 27 üye ülkeye 18 sorudan oluşan bir anket gönderdi. Frattini bu sorularla başta "camiler ve dini okullar" olmak üzere, AB ülkelerindeki İslam uygulamaları konusunda daha çok bilgi toplamayı amaçlıyor.
ÜRETİLEN SİYASET
Ankette istenen bilgiler arasında camilerin nasıl finanse edildiği, imamlarının nasıl işe alındığını ve eğitildiği sorularının yanı sıra, okulların radikal etkilere kırılgan olmasının engellenmesi için uygulanan politikaların ve dini okulların finansmanı ve denetimi olduğu belirtildi. AB Komisyonu Başkan Yardımcılığı görevini de yürüten İtalya Eski Dışişleri Bakanı Franco Frattini anketle hükümetlerden şiddete başvuran radikal İslam'a yönelik politika ve uygulamalarına ilişkin bilgi de istedi.
2008'DE GELİYOR
Üye ülkelerinden eylül ayının sonuna kadar uygulamaları hakkında AB Komisyonu'na bilgi verilmesini isteyen Frattini, 2008 yılında yayınlayacak bir rapor ile AB genelinde camii ve imamlara standart getireceği belirtildi. AB yetkilileri, Komisyon'un radikal İslam'a karşı ve İslam'ın "daha ılımlı ve hoş görülü bir Avrupa kolu" yaratmak amacıyla harekete geçtiğini ifade etti. Camii ve imamlara getiren standart ile AB'nin, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin, 2006 yılında İçişleri Bakanı iken ortaya attığı "Avrupalı İslam" fikrini benimsediği ve geliştirmek için çalışmalara başlandığı yorumları yapılıyor.
'İslam'a göre hayvanı besmele ile kesmek neden şarttır' sorusundan hareket eden bilimadamları, besmeleli ve besmelesiz kesilen etleri inceledi. İşte sonuç:
"Halka ve Olaylara" yazarı Osman Özsoy köşesinde kaleme aldığı Kurban ve Besmele konusunda çarpıcı tespitlerde bulundu,
: "Besmeleli etlerde her hangi bir mikroba rastlanmıyor, Besmelesiz etlerin teşhisinde ise, sürekli çoğalan, büyük ölçüde zararlı mikrop ve bakteriler tespit ediliyor" İşte osman Özsoy'un konu ile ilgili çarpıcı yazısı:
Kurban ve Besmele
Kurban kesimi konusunda okuduğum ilginç bir araştırmanın sonuçlarını sizlerle paylaşmak için, uzun zamandır bekliyordum. Nitekim o gün geldi çattı. 2 gün sonra bayram. İmkanı olan Müslümanlar Perşembe günü kurbanlarını kesecekler. Gelelim ilginizi çekeceğini düşündüğüm araştırmaya.
Çeşitli üniversitelerde görev yapan ve tıbbın farklı alanlarında uzman olan 30 profesörden oluşan bir araştırma grubu, besmeleyle kesilen hayvan etleriyle, besmelesiz kesilen hayvan etleri arasında herhangi bir fark olup olmadığını ortaya koymak amacıyla laboratuar ortamında deneysel incelemeler yapıyorlar.
Besmelenin sırrı ...
Bilim adamları, hayvan kesimi sırasında dinen yerine getirilmesi zaruri olan 'Bismillah, Allahu Ekber' sözünün kesilen etler üzerindeki herhangi bir etkisi olup olmadığını araştırınca şaşırtıcı sonuçlarla karşılaşıyorlar.
Araştırmanın metot ve tekniği konusunda bilgi veren Şam Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nebil Şerif; 'Besmele ile kesilen kuş cinsi hayvan, sığır ve küçük baş hayvanların etlerinden ve besmelesiz kesilen aynı cins hayvanların etlerinden ayrı ayrı nûmuneler alarak özel laburatuvarlarda uzun süreli mikroskobik incelemeler yaptıklarını söylüyor.
Sonuçta, Besmele ile kesilen hayvan etlerinin numunelerinin açık kırmızı gül rengini aldığı, besmelesiz kesilen et nûmunelerinin ise, siyaha yakın koyu kırmızı bir renge büründüğünü görülüyor.
Şaşırtan sonuç ...
Prof. Şerif ayrıca, Besmeleli etlerde her hangi bir mikroba rastlamadıklarını, Besmelesiz etlerin teşhisinde ise, sürekli çoğalan, büyük ölçüde zararlı mikrop ve bakteriler tespit edildiğini söylüyor. Besmelesiz kesilen etlerin dokularındaki kanlarda iltihaplı akyuvarlar ve alyuvarlar tespit edilirken, Besmele ile kesilen etlerin dokularında ise, buna benzer herhangi bir sonuca rastlanmadığı tespitinde bulunuluyor.
Araştırmada yer alan bilim adamlarında Dr. Abdulkadir Dirani: 'Kuran'da; Allah adı zikir edilmeden kesilen hayvan etini yemeyin' şeklindeki İlahi emre rağmen; hayvan kesiminde kimi zaman besmelenin ihmal edilmesi, bizleri bu konuyu bilimsel olarak araştırmaya sevk etti. Besmele ve tekbir ile hayvan kesimi konusunu araştırmaya başlarken, ekipteki bazı arkadaşlar konuya baştan soğuk baktılar. Ancak araştırmalar sırasında her safhada çarpıcı sonuçlar ortaya çıkınca, ekibin konuya olan ilgisi de artmaya başladı.
Besmele ve tekbirle kesilen hayvan etlerinde, Besmelesiz kesilen hayvan etlerinin aksine, et dokularında kan ve mikropların bulunmaması, besmelenin büyük bir mucizesi olarak karşımıza çıktı' şeklinde görüşlerini dile getiriyor.
Araştırmayı yürüten grup adına Kuveyt Haber Ajansına açıklama yapan Prof. Dr. Halid Halave ise, laboratuar ortamında yapılan deneylerde, besmelesiz kesilen sığır, küçük baş ve kuşların et dokularında pıhtılaşmış kan, çoğalmaya müsait bakteri ve mikroplar tespit edilirken, besmele ile kesilen hayvan et dokularında ise kan, mikrop ve bakterilere rastlanmadığını ifade etmiş.
Kesim farkı ...
Aynı üniversitenin Veteriner Fakültesi Et Sağlığı Bölümü Profesörlerinden Fuad Nima; 'Dünyanın birçok ülkesinde uygulanan, hayvanların uyuşturularak öldürülmesi işlemi sırasında kanın vücutta kalması, bu tür etlerin daha çabuk bozulmasına neden oluyor. Halbuki, kesim anında çekilen besmele ve tekbirin, hayvana yaptığı tesir ve heyecanın, hayvan organ ve adalelerinde meydana getirdiği hareketin kanın azami miktarda dışarıya atmasına yol açtığını ve hayvanların daha az eziyet çektiğini tespit ettiklerini belirtiyor.
Yrd. Doc. Dr. Hayrettin Öztürk'ün " EBEDİ MUCİZE KUR'AN yazılması ve toplanması" adlı kitapda Kur'an'a karşı ortaya atılan asılsız iddialara cevap veriyor ( Tevbe suresi 128-129 ve Ahzap syesi 23. ayetlerinin kaybolması ; şeytan ayetleri gibi ) Kitabın sonunda da Kur'an'la ilgili bazı bilgiler veriyor (19 saysıs iddialarına cevap niteliğinde)
bunlardan bazılarını sizlerle paylaşmak istedim
Kur'an-ı Kerim, 30 cüz'e sahiptir. Her cüz, bir diğer cüzle aynı uzunluktadır. Hz. Peygamberin veya ondan sonrakilerin bu tür bir taksimi Kur'an'ın günlük okumasının daha kolay bir hale gelmesi için yapmış olmaları ihtimali vardır. İslam dünyasınnın bu günkü resmi mushafında, yani Medine mushafında Osman Taha'nın hattıyla, her cüz20 sayfadan, her sayfa 15 satırdan oluşmaktadır
Kur'an'da bir ayet vardır ki; alfabenin tüm harfleri bu ayette kullanılmıştır.
Bu ayet, Fetih suresi 29. ayet tir
Kur'an'ın başından 4. süresi " Ya Eyyühennas! İtteku Rabbeküm = Ey insanlar! Rabbinizden korkun" ayeti ile başladığı gibi;Kur'an'ın yarısından itibaren 4. suıresi de aynı şekilde " Ya Eyyühennas! İtteku Rabbeküm = Ey insanlar! Rabbinizden korkun" ayeti ile başlamaktadır [hacc ( 22) - 1 ]
"Huruf 'u-Muhatta'a" veya " Fevatih-i suver","elif,lam,mim","ta, sin, mim",
"kaf, ha, ya, ayn,sad" gibi harflere denir. Bu harfler peşpeşe kullanılmış ve 29 harften ya da harflerin toplamından müteşekkildirfler.
"Huruf 'u-Muhatta'a" dan şayet tekrarlanmış harfleri bir kenara bırakırsak "Sırate ala hakki nemsekehu = Yol hak üzeredir. Onu takip ediyoruz " anlamı çıkar
Kur'an'da, Hz. Ali'nin; " Dünya ve dünyadakilere bu ayeti değişmem" dediği en sevindirici ayet Zümer suresi 53. ayettir manası " Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesizki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir."
Dünyada en çok ümit verici ayet, Duha suresi, 5. ayettir. Manası: " Yakında Rabbın sana istediğini verecek ve sen de razı olacaksın". Bunun üzerine Peygamber ( a.s): " Bütün Müslümanların - tek kişi kalmayıncaya kadar - günahları affedilinceye kadar ben de razı olmayacağım" dedi.
Müslüman'ın sigortası hükmünde olan ayet, Ayete'l-Kürsi ile Mü'min suresi'nin ilk üç ayetidir. Bununla ilgili Peygamber ( a.s.),şöyle buyurmuştur: " Bir insan, sabahleyin Ayete'l-Kürsi ile 1. Hamim'in ilk üç ayetini okursa, akşama kadar sigortalıdır, akşemleyin okursa sabaha kadar sigortalıdır"
Hamd, Elhamdülillah ile başlayan beş sure vardır. Bunlar; Fatiha, En'am, Kehf, Sebe ve Fatır sureleridir.
Kur'an'ın en mufassal terci-i bendi, Rahman Suresi'ndedir ki, 31 defa " Febi eyyi alai Rabbüküma tükezziban = Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlarsınız ? " ayeti tekrarlanmıştır
Bir diğer terci-i bendi de, Mürselat Suresi'nde mevcuttur: "Veylun yevmeizin lil-mükezzibin =Böyle bir günde inkarcıların vay haline" ayeti on kez tekrarlamıştır
1- ALLAHin varliGi hakkinda insanda meydana gelecek en ufak bir süphe ve tereddüt. 2- ALLAHin cisim olduGunu düsünmek ve hayalinde canlandirmak. 3- Cenab'i Hakkin sifatlarindan herhangi birini insanlarin sifatlarina benzetmek. (Mesela Cenabi Hakk'a dil ve aGiz gibi mahlukatin hassalarindan olan azalar hayal etmek) 4- ALLAH'i bir seye hul l etmis olarak kabul etmek. 5- Cenab'i Hakka analik, babalik veya oGulluk isnad etmek. Hasa "ALLAH Baba" demek veya "Her seyi yaratan ALLAH ama ALLAH'i yaratan kim" (!) gibi sözler söylemek veya bunlari kalbinden geçirmek. (Cenabi Hak Yaratan varliktir. Yaratilan varlik deGildir) 6- Peygamberlere yalancilik isnadinda bulunmak 7- Peygamberlerden herhangi birini inkar etmek. 8- Peygamberlere günah isnadinda bulunmak 9- Peygamberlerin yüksek terbiye ve ilimlerini ALLAH'in yetistirmesiyle deGil de, bir insanin yetistirmesiyle olduGunu sanmak. 10- Meleklerden her hangi birini inkar etmek. 11- Meleklere erkeklik disilik isnadinda bulunmak. 12- Hakkinda ayet olan herhangi bir mücizeyi inkar etmek 13- Tevatur yoluyla sabit olan ayin yarilmasi ve mirac hadisesi gibi mücizeleri inkar etmek. 14- Kur'an-i Kerim'in bir ayet veya bir cümlesini inkar etmek. 15- Kur'an-i Kerim'de en ufak bir noksanlik düsünmek ve "kifayetsizdir" diye bir fikre sahip olmak. 16- Kur'an-i Kerim'in hükümlerinden ve kanunlarindan daha üstün kanun ve hükümler olduGunu iddia etmek veya düsünmek, veya hutta ileri bir zamanda böyle bir fikre sahip olabilirim diye düsünmek. 17- Kabir sualini ve azabini, öldükten sonra dirilmeyi inkar etmek veya süphe ile karsilamak. 18- Hesap gününü, sirati, mizani, cennet ve cehennemi inkar etmek. 19- Cennet nimetleri veya Cehennemin azabi hakkinda süphede bulunmak, inkar etmek "ALLAH hiçbir kuluna azap etmez" demek. 20- mü'minlerin ebediyyen Cehennemde kalacaGini söylemek. 21- Her hangi bir farzin bir cüz'ünü veya tamamini inkar etmek, Mesela: "5 vakit namazdan öGle veya ikindi namazlari bu devirde kilinmaz, farz olamaz" demek veya düsünmek. 22- Faizi, insan öldürmeyi, günah ve haram kabul etmemek. 23- islam dinini mühimsememek ve hor görmek. 24- Herhangi bir k firi mü'minden üstün görmek. 25- Haramlardan birini hel l adetmek veya ayetle sabit bir harami inkar etmek. 26- Sahabelerden her hangi biri hakkinda münafik, mürai (iki yüzlü), k fir diye düsünmek. 27- Bir mü'mini imanindan dolayi hakir görmek veya bir k firi küfründen dolayi üstün görmek. 28- islamiyetin dünya saadetine engel olan bir din olduGunu söylemek veya düsünmek. 29- Bir mü'mini küfürle suçlamak. 30- Küfrü icap ettiren her hangi bir seyi kendi isteGiyle hatirindan geçirmek. 31- Üzerinde ayet yazili her hangi bir seyi kasten kirletmek veya pisliGe tutmak. 32- "Müzik aletlerinden birini çalarak Kur'an okumak" 33- "O adam peygamber olsa gene inanmam"demek. 34- "Peygamber gelse gene kabul etmem" demek. 35- "Allah olsan ne yapabilirsin sen bana" demek. 36- "Allah'ımı inkar edeyim bu böyle" demek. 37- "Ne olur şu güzelim şarap haram olmasaydı" demek. 38- "Namaz kılmam, kılmayacağım" demek. 39- Allahın emir ve yasaklarından ve kanunlarından biriyle alay etmek, (mesela alaylı alaylı : Hırsızlık mı yaptın uzat kolunu, adam mı öldürdün uzat boynunu" diyerek istihza etmek veya istihza edenin gülmesine gülerek mukabelede bulunmak. 40- Küfrü icabettiren bir söz söylendiğinde onu gülerek karşılamak. 41- "İslam dini efsane ve hurafeden ibarettir" demek. 42- Ruhların kalıptan kalıba geçtiklerine inanmak. 43- Peygamberimizden sonraki hiristiyan ve yahudileri mü'min kabul etme, onların da dini haktır diye itikat etmek. 44- Kur'anın kanunlarını Allahın kelamı diye değil de akla, mantığa, ilme ve felsefeye uygundur diye kabul etmek. 45- Bir kâfire karşı muhabbet etmek. (Bu hususa bilhassa taassup derecesinde her hangi bir fıkraya fikren angaje olan kimseler dikkat etmelidir. Hele hele her şeyin sahtesinin çıkktığı günümüzde pek öyle zahire ve elfaza kapılarak hemen. "iyidir, aradığımız ve beklediğimiz olsa olsa budur" diye körü körüne birine sevgi beslememek lazımdır. Çünkü dış memleketlerden konmuş casuslar bir memleketin en yüksek idari mevkilerini işgal edebiliyorlar ve yükselebiliyorlar. Bu türlü bir sevgi dahi kişinin imanını götürür.) 46- Uzun müddet küfre hizmet etmiş ve müslümanlığa zararı dokunmuş birisini sevmek, onu desteklemek ve hakkında Allah razı olsun diye dua etmek. 47- Ölmüş bir kâfire veya İslam dinine kötülüğü dokunmuş birine "Allah rahmet eylesin" demek. 48- Kafirlerin öteden beri kendilerini müslümanlardan ayırmak için kullandıkları Haç, zünnar (v.s) gibi alameti küfür olan şeyleri takmak veya giymek. 49- Allah'ın ve dininin düşmanlarını taklit etmek, onların hallerini, tavırlarını kendisine örnek ittihaz etmek. 50- İbadetlerinde Cenabı Hakkın rızasından başkalarının hoşnutluğunu gözetmek ve başkalarının görmeleri için kulluk etmek. 51- Kendisi veli olmadığı halde velilik iddiasında bulunmak. 52- "Bu gün Kur'an-ı Kerimle dünya idare edilemez" demek veya diyen birine "doğru söylüyor" demek. 53- Allah'a (cc) peygemberimize ve peygamberlerden herhangi birine, dine veya kitaba sövmek, hakaret etmek veya söven, hakaret eden birine sevgi beslemek o anda onun yüzüne gülmek. 54- Ağıza veya göze sövmek, küfretmek. 55- Nazar değmesin diye bir şeye boncuk takmak (Allah'tan gayri bir şeyden ümit beklemek) 56- Allah dostlarından her hangi bir veli'ye düşmanlık etmek, çalışmalarını baltalamak. 57- Şeriat, dini aykırılıkları bulunmayan ve Allah'ın dinini yaymağa çalışan bir topluluğa, Kur'an'ın şeriatın öğretildiği bir müesseseye düşmanlık etmek ve onların çalışmalarını baltalamak. 58- Bir kâfirin dünyalık bir iyiliğinden dolayı cennete gireceğine kail olmak ve mesela "insanlığa bu kadar iyiliği dokunup da cennete giremiyecek olursa ben de cennet'e girmem" demek. 59- Her hangi bir sünneti ittihaz etmiş bir mü'mine "sana hiç yakışmamış" demek. (Mesela sakal ve bıyık) 60- Hakkında nas (Ayet-Hadis) olduğu açıkça bilinen, ayrıca icma ve selefi salihiyn efendilerimizin, Şah'ı Nakşi Bendi Abdulhaliki Gucduvani, İmamı Rabbani ve daha binlerce İslam büyüklerinin kail oldukları, kabul ettikleri Rabıta hakkında ileri geri laf etmek ve küfürdür, demek. 61- "Peygamber gelse kararımdan beni caydıramaz" demek. 62- "Bu işin inşallahı maaşallahı yok artık" demek. 63- "İşte küfrün adını günah koymuşlar. böylelerine küfür sevaptır" demek. 64- "Oruç tutup namaz kılmak neye yarar benim kalbim temiz" demek ve farzları hafife almak. 65- "İslam dini dünya işlerini geriletmiştir" demek. 66- Melaike-i kiramdan herhangi birine günah isnadında bulunmak (Harut ve Marut gibi) 67- Hastalanmıyan birisine: "Seni Allah unuttu" demek. 68- Gelecekten haber verdiğini iddia eden kimseyi tasdik etmek doğru söylüyor demek. 69- "Eğer bu işi ben yapmış isem kâfirim" demek. 70- Yalan olduğunu bildiği halde "Allah biliyor ki seni oğlumdan daha çok seviyorum" demek. 71- "Allahım! rahmetini bana vermekle cimrilik etme" demek. 72- "Allah'ın hiç işi kalmamışta bu gibi şeyleri mi yaratıyor" demek. 73- "Allah falan kuluna şu kadar veriyor bana ise şu kadar veriyor. Bu adalet midir" demek. 74- "Ben bu kadar iyilikte ve hayırda bulunuyorum bütün belalar yine bana geliyor. Falan kimse ise her çeşit kötülüğü yapıyor paşa gibi yaşıyor; bu nasıl adalet" demek. 75- "Cinleri olacakları biliyor" demek. 76- "Eğer ahirette Allah hakkı ile hükmederse senden hakkımı alırım" demek. 77- "Falan kimse peygamber olsa idi ben iman etmezdim" demek. 78- "Eğer Adem Aleyhisselam buğdaydan yemese idi biz eşkiya olmazdık" demek. 79- "Falan kimse peygamber olsa idi yine de yalan konuşurdu" demek. 80- Birisini döverken "dövme" denilse o da "Gökten dövme diye ses gelse yine bırakmam" demek. 81- Kur'anın Arapça olmayıp başka bir lisanla olduğunu iddia etmek. 82- Kur'anın bazı ayetlerini alaya almak ve mesela "Ben namazımı yalnız kılarım. Çünkü Allah 'İnnessalate tenhâ' buyurur" demek. 83- Namaz kıl diyen kimseye: "Sabret Ramazan gelsin kılarız" demek. 84- Zikirlerle alay etmek. 85- Bir günahı işlerken besmele çekmek. 86- Abdestsiz olarak bilerek namaz kılmak. 87- "Eğer Allah Cenneti bana verse, sensiz girmem" demek. 88- "Falan adamla Cennete bile girmem" demek. 89- "Falan kimse kıble olsa o tarafa yüzümü çevirmem" demek. 90- Hırıstiyan veya Yahudi, yahut başka din üzere ölenlerin azab göreceklerine inanmamak. 91- "Ramazan bitti artık namazı rafa koydum" demek. 92- Alim kıyafetine bürünüp yüksek bir yere çıkarak alay tariki ile konuşma yapmak veya böyle yapan kimsenin hareketlerine gülmek. 93- Boşanma hakkında : "Ben talak malak bilmem" demek. 94- "Hırıstiyanlık Yahudilikten daha hayırlıdır" demek. 95- Yakını ölen kimsenin. "Ey Allahım! Biz şimdi ne yapacağız sen niçin böyle yaptın" diyerek sitemde bulunmak. 96- Meşru bir sebep olmadığı halde bir kimse için "Şu adamın kanı helaldir ve mübahtır" demek. 97- "Allahü Teâlâ falan kimseyi vaktinden evvel öldürdü ve vakitsiz gitti" demek. 98- Yabancı bir kadına bakıpta : "Güzele bakmak sevaptır" demek. 99- Ahiretten bahseden kimseye . "Ordan haber veren kim? Oraya gidip gelen var mı?" demek. Günah işleyen bir kimseye "Tövbe et" denildiğinde "Ben ne yaptımda tövbe edeyim" demek.
Topkapı Sarayı Müzesi'nde inceleme ve sayım işlemi başlatıldı. Yaklaşık 1 aydır devam eden sayımlar 2 yıl sürecek. Kültür ve Turizm Bakanlığı Teftiş Kurulu'nda görevli iki müfettiş nezaretinde sürdürülen sayımlarda, kayıp olan, ancak depolarda olabileceği söylenen Hz. Muhammed'in kabir kapısının örtüsü bulunamadı. Tüm müzelerde sayım işlemi başlatan Kültür ve Turizm Bakanlığı, yaklaşık 50 müzenin sayımını bitirdi. Topkapı Sarayı Müzesi de bu sayıma tabi tutuldu. İki müfettiş, konusunun uzmanlarından oluşan komisyonlar vasıtasıyla tüm eserleri tek tek sayıyor. Envanter bilgileriyle eserler karşılaştırılıyor. Komisyonların en büyük sıkıntısı ise eserlerin envanter bilgilerinin eksik ya da yetersiz oluşu. Müfettişler komisyonların hazırladığı raporları kayda geçirerek bir anlamda sarayın yeniden envanter kaydını oluşturuyor. İlk olarak Hazine, Saatler, İşlemeler ve Güzel Yazmalar bölümlerinde başlatılan sayım işlemleri sürüyor. En çok müze kütüphanesinde yapılacak sayım merak ediliyor. Çünkü daha önce çok sayıda kitabın kaybolduğu kamuoyuna yansımıştı. Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'nde Arapça, Türkçe ve Farsça yazma 13 bin 71 cilt eser bulunuyor. Bazı ciltlerde birden fazla eser çıkabiliyor. Bu nedenle elyazması eser sayısının 20 bine çıkabileceği bildiriliyor.
Harap olan eserler ortaya çıkacak
Müzede toplam 79 bin 17 eser bulunuyor. Eserlerin çoğu sergileme alanlarının kısıtlı olması nedeniyle depolarda saklanıyor. Ancak ihmal birçok eserin harap olmasına neden oldu. Sayım sırasında harap olan eserler tespit edilecek. Daha sonra atölyelerde eserlerin onarımlarına başlanacak. Yetkililer, şu ana kadar yapılan sayımlarda sadece 24/146 envanter numarasına kayıtlı ravza-i mutahharanın (Peygamber kabrinin kapı örtüsü) bulunamadığını, başka eksik çıkmadığını belirtiyorlar. Ancak kütüphane sayımında önemli eksiklerin çıkmasından endişe ediliyor.